3 Mayıs 2012 Perşembe

Gürsel Tekin İstifa Etti; Şimdi Ne Olacak? "ALMANYA Faktörü"


CHP'nin ikinci adamı Gürsel Tekin, CHP içindeki "çete"yi Kılıçdaroğlu'na gerekçe göstererek, onlarla aynı MYK'da olmayı kabullenemediğini ve devam etmeyeceğini söyleyerek istifasını verdi.

Peki kim bu "çete"? Çeteden kasıt Aydın Ayaydın ve Erdoğan Toprak tabi ki. Kemal Kılıçdaroğlu'nun etrafını sarmış olan bu yapı CHP'nin derin yapılanması diyebiliriz. Şimdi ben bu istifa ile beraber yeni bir sürecin çeşitli ihtimallerine dair yorumlarımı sizinle paylaşacağım.

Gürsel Tekin'in istifasının kabulü ya da kabul edilmemesi bir mesele değil. Zira bundan böyle yolun bu isimlerle ve bu şekilde alınamayacağı aşikâr. Deniz Baykal'ın malum kaset skandalı ile beraber yerine gelen yeni yönetimin yönetimi paylaşma, iktidar çekişmesi o günden bugüne devam ediyordu. Gürsel Tekin "sabret" telkinlerine daha fazla dayanamadı ve sonunda kaynayan kazanın kapak tutmayacağı gerçeğini yeniden bizlere hatırlattı. Gerçi CHP'de kazan ne zaman duruldu ki?

Gürsel Tekin'in istifası planlı bir sürecin ürünü olarak bugün gerçekleştiyse ona uygun bir açıklama ve ardından bir hareket sergilenecektir. Bu mevcut yönetimle olamayacağı, yeni bir söylem-eylem-lider ihtiyacına kadar da gidecektir. Tekin, kendi varlığını da borçlu olduğu büyükleri ile elbet istişare etmiştir diye düşünüyorum. Etmeden böyle bir karar aldıysa, bilin ki o "büyükler" derin yapılanmanın yanındadır ve Gürsel Tekin kendi başınadır. Bunu zaman gösterecektir.

Tekin neler yapabilir peki? Bundan sonraki süreçte sarılacağı en önemli iplerden biri Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'dür. Sarıgül, hepinizin bildiği üzere 2007'den beri Türkiye Değişim Hareketi ile yurt çağında faaliyetler yürütüyor. 2010 yılı Mayıs ayında parti kurması beklenirken, Kılıçdaroğlu'nun CHP'nin başına gelmesi ile " bu rüzgara bir şans" verilmesi gerektiğini düşündü ve parti kurmaktan vazgeçti. Bunun tabi Kılıçdaroğlu'nu partinin başına getirenler ile dolaylı bağlantıları olduğunu düşünüyorum ama şimdi o detaylara değinecek durum yok. Başka bir zamanın konusu o.

Gürsel Tekin, Sarıgül ile ittifak yapabilir mi? Şu an kendisi için en akıllıca yol bu gibi görünüyor. Kendisinin parti başkanlığına adaylık sürecini başlatır ve Sarıgül'e de İstanbul Büyükşehir Belediyesi adaylığını garantilerse gereken sadece Sarıgül'ün bu teklifi kabul etmesidir. İkincisi CHP'den tamamen kopmak ve Sarıgül'ün liderliğinde yeni bir parti ile sürece devam etmek. Bu Sarıgül için garantili bir yol değil CHP dururken. Ama her iki isminde sözünü dinlediği "büyüklerinin" desteği bu yönde olursa seve seve yaparlar. Zira o isimlerin mevcut isimler ve anlayışla, dahası CHP kimliği ile Türkiye'de iktidarı zorlamanın mümkün olmadığı gerçeği ile yüzleştiklerini düşünmekteyim. Bu tür bir ittifak ve yeni partinin doğuşu halinde birileri özellikle Erdoğan Toprak'ın son seçimlerdeki bütçe yönetim işine çomak sokup, hesapların denetimi halinde geride kalanların başını çok ağrıtacaktır ve CHP'de itibar kaybına neden olacaktır. Böylesi bir ortamda o isimler Tekin-Sarıgül ikilisi için neler ortaya atmaz diyebilirsiniz; ama mesele öyle değil. Baktığınız zaman Önder Sav'da neler neler dökebilirdi mevcutlar için. Bu biraz da "büyük" sözü dinlemekle alakalı bir durum. Türkiye'de sosyal demokratların bir davası yok, dizayn siyaseti hakim. Bunun uluslararası boyutuna dair yazımın sonunda bazı ipuçlarını vereceğim.

Bu ittifakın mümkün olabileceğine dair bir diğer mesele de Gürsel Tekin'in canını sıkan Yargıtay'daki bir dosyasının içinin boşaltılması hadisesi, Eski Taşdelen Belediye Başkanı Hüseyin Avni Sipahi'nin yardımı ve Tekin'in Sipahi'ye verdiği "vekillik" sözünü tutamayışı sebebiyle bozulan arayı düzelten Sarıgül gerçeği. Bu iddianın sahibi Talip Doğan Karlıbel. İhtimali yüksek bir durum.

Ben bu yazıyı yazarken CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil'in istifasının da gerçekleştiği bilgisi geldi. Rahatsızlığın boyutunu ve değişimin aciliyetini göstermesi adına bu istifa da önemli bir mesajı içinde barındırıyor. Gürkan Hacır güzel bir tespitte bulundu; CHP yönetiminde CHP kökenli son iki siyasetçi Tamaylıgil ve Tekin'di, onlar da kalmadı. CHP artık ANAP, DYP, SHP, DSP'lilerin yönetiminde.

Yukarıda dizayn siyasetinden bahsettim. Bunun da bir kaynağı söz konusu. Özellikle son 4 yılda Almanya etkisinin kendisini gösterdiğini söyleyebiliriz. Hatırlatmakta fayda var 2008'de Kılıçdaroğlu'nun bir seyahatinde Alman istihbarat teşkilatı BND ile bir görüşme gerçekleştirdiği ve genel başkanlık noktasında da kendisini desteklediğine dair bilgiler mevcut. Almanya'nın CHP ilgisinin boyutları derin.

Hatırlarsanız bir dönem Başbakan Erdoğan, Alman vakıfları ile ilgili rahatsızlığını dile getirmiş ve fırsatı halinde gerekeni yapacağından geri durmayacağını ifade etmişti. Ergenekon davası sürecinde Deniz Fener davası ile Almanya eksenli gelişmelerin ardı arkası da kesilmemişti. Yine o dönemde Türk vatandaşlarına yönelik eylemler, provokasyonlar da dikkatlerden kaçmamıştı.

Almanya sanılanın aksine bölgedeki çıkarları ve ülkemiz içindeki işbirlikçileri ile mevcut iktidarın karşısında bir duruş sergilemekte. Merkez medya grubunun ilişkilerinin ekseni, Deniz Feneri davası, CHP'deki kaset skandalının perde arkası, Ergenekon'un firari isimlerinden Bedrettin Dalan'ın ve internet andıcı davasının firari sanıklarından emekli Tümgeneral Mustafa Bakıcı'nın iadesinin reddi gibi birçok olayda adeta "gizli el" konumunda ve çıkarları doğrultusunda destek vermekten de çekinmeyen bir yapı söz konusu. Bu hususlarda ceza evinde kalp krizinden (!) ölen Kaşif Kozinoğlu'nun birçok delili olduğu da ilgili makamların bilgisi dahilindeydi.

Yukarıda ittifak için ismini zikrettiğim Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül'ün de Almanya ile sıkı münasebetleri, sık gidiş gelişleri gözünüzden kaçmamıştır elbet. Keza Dalan'ı Minsk'te Onur Kumbaracıbaşı ile ziyaret ettiği imasında bulunan da Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür'dü.

Ülkelerin çıkarları elbette söz konusu olacaktır. Bunun için istihbarat servisleri devreye girecektir, siyasetçilere yön vermek isteyeceklerdir. Ama Almanya'nın Türkiye'de muhalif kanattaki bu dizayn çabası ciddi derecede irite edici, aynı zamanda ana muhalefet partisine de zarar verici bir noktaya varmış bulunuyor. CHP içinde bulunduğu açmazdan çıkamıyorsa eğer, bunun nedeni de kendi aklından yoksun olması ve başkalarının aklıyla hareket ediyor olmasıdır.

Gürsel Tekin'de, Mustafa Sarıgül'de, Kemal Kılıçdaroğlu'da kendi akılları ve idealleri ile siyaset yapmaktan kendilerini alıkoydukları müddetçe başarılı olmayacaklar. Türkiye'de sosyal demokratların iktidarının bu kişilerle ve yönledirilen akıllarıyla Türkiye'ye hizmet etmelerini mümkün görmüyorum.

Ekleme: Deniz Baykal'ın, Sarıgül-Tekin ikilisi ile hareket edeceğini bu süreçte söylemeden geçmemeli.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Twitter

Google+ Followers